HİTABET SEMİNERİ EĞİTİM KİTABI
HİTABET SEMİNERLERİMİZ HAKKINDA BİLGİ ALMAK İÇİN TIKLAYINIZ
HİTABET SANATI
.
YAZAN
AHMET SERHAD ÖZGER
NOT: HER HAKKI SAKLIDIR. YAZARIN İSMİ VE SİTENİN ADRESİ KAYNAK GÖSTERİLMEDEN YAYINLANAMAZ.
.
Başlarken
Hitabet sanatı kitabı hitabet seminerlerinde kursiyerlere eğitim kitabı olarak dağıtılmak üzere hazırlanmıştır. Üç ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm olan konuşma sanatı bölümünde önce konuşma eyleminin dilde ve zihinde nasıl gerçekleştiğini öğrenip daha sonra konuşmamızı geliştirmemizi sağlayacak alıştırmaları ve bunların yapılış şekillerini öğreneceğiz.
İkinci bölümde telaffuz kabiliyetimizi geliştirmemizi sağlayacak diksiyon alıştırmalarını göreceğiz.
Üçüncü bölümde ise konuşma esnasında bize çok yardımcı olacak olan beden dilini güzel kullanma yöntemlerini inceleyeceğiz.
Bölüm Bir:
Konuşma Sanatı
Kısım Bir: Nasıl Konuşuruz
Pasaj 1-a Güzel Konuşmak İçin Neler Gereklidir
Herhangi bir eylemin güzel yapılmasının ön koşulu amacının iyi belirlenmesidir. Böylelikle hem işin yapılması esnasındaki gereksiz fazlalıklardan kurtulur hem de eylemi almak istediğimiz neticeye odaklamış oluruz.
Amacı belirledikten sonra ikinci önemli olan unsur ise nasıl yapacağımızın belirlenmesidir. Nasıl yapacağımızı belirlerken de takdir edersiniz ki en önemli şey; kullanılacak enstrümanların neler olduğunu belirlemek ve bunları nasıl kullanıldığını bilmektir.
Etkili konuşmayı istemekte herkesin amacı farklı olabilir fakat kullanılacak enstrüman herkes için dil ve konuşma yetisidir. O halde güzel konuşmak isteyen birinin öncelikle nasıl konuştuğunu bilmesi gerekir.
Araba kullanan herkes için arabanın nasıl çalıştığını bilmek elbette ki bir zorunluluk değildir fakat bu, arabayı çok güzel kullanmak isteyenler için bir olmazsa olmazdır. Aynı bunun gibi güzel ve etkili konuşmak isteyen birin öncelikle bilmesi gereken şey konuşma yetisinin nasıl kullanıldığıdır.
Pasaj 1-b Nasıl Konuşuruz
Çoğu kimse konuşmanın düşünerek yapılan bir eylem olduğunu zanneder. Fakat konuşma bilindiğinin aksine otomatik olarak yapılan bir eylemdir. Nasıl yürürken düşünmeden yürüyorsak konuşurken de aslında düşünmeden bilinçaltımızdaki cümle yapılarıyla konuşuruz.
Eğer insan düşünerek konuşsa idi konuşma hızı gayet yavaş olurdu.
Konuşmamızın genel olarak beyinciğimiz tarafından kontrol edilmesi beynimizin tamamen devre dışı kaldığı anlamına gelmez. Yeri geldiği zaman beyin müdahale ederek konuşmanın akışını ya da seçilmiş cümleyi değiştirtir. Nasıl yürüyen bir adam normalde adımlarını beyni ile kontrol etmediği halde önüne bir çukur çıktığında beyin kontrolü ele alarak çukurun yanından geçmesini sağlıyorsa konuşma da aynı bunun gibidir. Yani normalin haricinde bir olgu ile karşılaştığımızda ya da farklı bir manaya geçilirken beyin devreye girer.
Herkesin bilinçaltında tanımlanmış manalara karşılık gelen cümle yapıları vardır. Kişi herhangi bir manayı ifade etmek istediğinde bilinçaltında o manaya karşılı gelen cümle ya da cümleler daha önceki kullanım sıklıklarına göre ağızdan dökülür. Genel olarak konuşmanın seriliği ve etkili oluşu bilinçaltındaki mana ve ifade zenginliğine bağlıdır. Beynin konuşmadaki görevi ise ifade edilecek manayı seçmek ve eğer o manaya gelen birkaç ifade biçimi varsa bunları elemek ya da sıraya koymaktır ve tabii ki konuşmanın hangi çerçeve de olacağı, sebep sonuç çıkarımları da düşünerek yapılan bir eylemdir.
Pasaj 1-c konuşmamızı nasıl geliştiririz
Konuşmamızı güzel ve etkili bir hale getirmek için üç temel şeye ihtiyacımız vardır. Birincisi; hızlı, seri, doğru karar verebilme yeteneği, ikincisi ise bilinçaltımızdaki ifade biçimlerinin etkili ve zengin olmasını sağlamak ve üçüncüsü bol bol alıştırma yapmaktır.
Hızlı karar verebilme yeteneği konuşmayı yaparken hangi manayı ifade etmek istediğimize hızlı karar verebilmemizi ve doğru karar verebilme yeteneği de bunların doğru ve tam ifade etmek istediğimiz şeyler olmasını sağlar.
Bilinçaltımızdaki ifadelerin zengin ve etkili olması ise hem konuşmamızın etkili olmasını hem de bunları seçme anında rahat olmamızı sağlar, yani bize güven verir.
Bu iki potansiyele sahip olduktan sonra alıştırmalar yapmak da bize bunları konuşma anında güzel kullanabilme alışkanlığı kazandırır.
Hızlı Ve Doğru Karar Verebilme
Bu esas olarak doğrudan zekâ ile ilgilidir. Bir insan ne kadar zeki ise doğal olarak o kadar hızlı düşünebilir ve aynı anda meselenin bütününe birden bakabilir. Ancak güzel konuşmak için ortalamanın altı bir zekâ dahi genel olarak yeterli olmaktadır. Fakat bu tabi ki ortalama zekâya sahip olan birisi ile zeki birisinin konuşmasının bir olacağı anlamına gelmez. Tarihteki meşhur hatiplere bakılırsa çoğunun güzel bir zekâya sahip olduklarını görülecektir.
Hızlı düşünebilmek ana olarak zekâ ile ilgili olmasına rağmen buradaki yeteneğimiz ancak tecrübe ile gelişir. Çünkü zekâ düşüncelerin güzel de olsa henüz ifade edilmemiş hallerine sahiptir. Bunların ifade edildiğinde de güzelliklerini koruyabiliyor olmaları da lazımdır. Bu ise ancak alıştırmalar ile geliştirilebilir.
Bir insanın çok güzel ve hızlı düşünebilmesi onun güzel konuşabiliyor olmasını sağlamaz. Çünkü bazı düşünceler doğru ve güzel dahi olsalar konuşma anında bunların dillendirilmesi hoş karşılanmayacaktır. Hangi düşüncelerin ifade edilip hangilerinin edilmeyeceği ve konuşmanın yeri geldiğinde duygulu bir biçimde aktarılması da yine alıştırmalar ile geliştirilebilecek bir şeydir.
Bilinçaltını Zenginleştirme
Bilinçaltımızdaki ifade şekillerini kabaca sahip olduğumuz ifade yapıları olarak tanımlayabiliriz. Bir kimse bir cümleyi ancak kendi iradesi ile kurduğu zaman ona sahip olur. Bir şeyi bilinçaltına kaydetmek için onların önce düşünülerek yapılması lazımdır. Bir ifade şeklinin kaç defa bilinçli olarak yapıldıktan sonra bilinçaltının malı haline geliyor olabilmesi kişiye göre değişir, ama ortalama bir insan için bunu üç defa diye ifade edebiliriz.
Bilinçaltımızı zenginleştirmenin en iyi yolu bu konuda antrenmanlar yapmaktır. Bunun antrenmanlar iki şekilde yapılabilir:
Birincisi: konuşma üretmek (yazmak, konuşmalar hazırlamak… vs)
İkincisi: güzel konuşan birini dinleyerek taklit etmeye çalışmak (kitap okumak da bu kısma girer)
Bir Yanlış Anlama
Çoğu kimse kitap okuyarak konuşmasının güzelleşeceğini zanneder. Yani bizim tabirimizle kitap okuyarak bilinçaltındaki ifade haznesini genişletebileceğini zanneder, fakat burada kitabın türü ve okuma biçimi çok önemlidir.
Mesela içlerinde sayfalarca tasvirler bulunan ya da şizofren eğilimli Rus yazarların yazdığı yaklaşık üçte ikisinin psikolojik tahlillerle doldurulmuş olduğu kitaplar, kişiye gayet iyi bir tahlil ve düşünme kabiliyeti verebilir. Ama bunların bilinçaltını zenginleştirme konusunda pek de bir faydalarının olduğu söylenemez. Bir diğer tabirle eğer güzel konuşmaktan maksat kendi bunalımlarınızı aktarmaksa evet bu kitaplar bunun için biçilmiş kaftanlardır ama güzel konuşmaktan maksat insanları etkilemek ya da başka bir şeyse o zaman o kitapların yapabileceği pek bir şey yoktur.
Bazen de kitaplar doğru seçilir fakat yanlış okunur. En fazla bilinen yanlış okuma türü ise ‘kitap okumak güzeldir, okuyunca iyi oluyormuş’ diyerek görev bilinci ile kitap okumaktır. Bağışlayın ama okuyucu kitaba teslim etmezse kitaptaki ifade biçimlerini sahiplenemez ve sahiplenemediği hiçbir şey de bilinçaltının malı olamaz.
Kısım İki: Bilinçaltı Zenginleştirme Alıştırmaları
Alıştırmalar
Bilinçaltı zenginleştirme aslında konuşabilen herkesin bilerek ya da bilmeyerek yaptığı bir şeydir. Dil üzerinde üretim yapan yani daha önceden kurmadığı yeni cümleler ile bir şeyleri ifade etmeye çalışan herkes o anda bilinçaltına bir ifade biçimi daha kazandırmış olur.
Şimdi bizim çalışacağımız alıştırmalar ise bunu istediğimiz konuşmaya tarzına uygun hale getirerek ve kontrol ederek yapmaya çalışmak olacak.
Alıştırma 1:
Elimize bir defter ve kalem alarak gerçek hayatta karşılaşabileceğimiz ve o anda tam güzel cevap verebileceğimizden emin olamadığımız on beş adet durum yazalım:
Örneğin:
1- Müdür bey odasına çağırıp işlerimin nasıl gittiğini sorarsa.
a) Ahmet bu gün işlerin yoğun galiba sabahtan beri bir selam bile vermedin!(kinayeli)
b) Bu krizde sence nasıl bir yol haritası izlemeliyiz?
2- Bir adam bizim görüşümüzün aksine bir görüş savunarak bize bir soru yöneltirse.
a) Benim bu başkana oy vermem için bir sebep söyle!
b) Bu başkana oy vermemem için bir sebep söyle!
Şimdi bu listedeki sorularla karşılaştığımızı hayal edelim ve cevap vermeye çalışalım. İlk denememizdeki verdiğimiz cevabı beğenmez isek başka bir şekilde cevap vermeye çalışalım. Verdiğimiz cevaplar bizi memnun edince bir alttaki soruya geçelim.
Alıştırma 2:
Üretim yaparak bilinçaltındaki ifade kalıplarını zenginleştirmenin bir yolu da tiyatro oyunu yazmaktır. Bir tiyatro oyununda çok fazla diyalog vardır dolayısıyla bu şekilde kısa da olsa bir oyun kaleme almaya çalışmak mana kalıplarını zenginleştirmek açısından çok faydalıdır.
Tiyatro oyunu nasıl yazılır
Bir tiyatro oyunu yazmak için hikâyeden ya da karakterlerden yola çıkabiliriz. Aşağıda birkaç karakter örneği bulacaksınız oyununuz için bunları kullanabilirsiniz. Ayrıca tiyatro oyun örneği görmek için kitapçığınızın ek 1 bölümüne bakınız.
Not: Profesyonel bir oyun ortaya koymaya çalışmamıza gerek yok çünkü buradaki amacımız sadece güzel diyaloglar üretmek.
Yer: Bir giyim mağazası
Müdür (Ahmet Bey): Statükoya bağlı çalışanlarından tam verim bekleyen bir tip müşterilerle iş haricinde diyaloglara girilmesini hoş karşılamayan.
Eleman 1 (Yusuf): Çalışkan, işine önem veren, müşterilerle samimi muhabbete girmeyen.
Eleman 2 (Hande): Yusuf kadar çalışkan değil ama candan ve çok konuşkan. Dili ile işi götüren. Müdüre gıcık oluyor ama bunu belli etmemeye çalışıyor.
Müşteri 1 (Murtaza): Çok zor beğenen, her şeye kulp bulan bir tip
Müşteri 2 (Döndü): Murtaza’nın hanımı, tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş misali kocasına benzeyen her şeye burun kıvıran bir tip.
Alıştırma 3:
Bilinçaltını zenginleştirmenin bir diğer yolu da güzel konuşan birini dinleyip taklit etmeye çalışmaktır. Bilinçli yapıldığı takdirde kitap okumak da bu kategoriye girer. Fakat bu eylemler önceki iki alıştırma kadar kısa vadede sonuç vermez.
Bu konuda eğitmeniniz tarafından geniş bilgi verilecektir.
Kısım Üç: Toplum Önünde Konuşma Sanatları
Toplum önünde konuşma sanatını üç bölümde inceleyeceğiz. İlki: konuşmada temel olarak engellenmesi gerekenler, ikincisi: temel olarak konuşmada yapılması gerekenler üçüncüsü ise: güzel konuşmanın püf noktaları şeklinde olacaktır.
Bu bölümlerden ilki olan ‘engellenmesi gerekenler’ kısmını, güzel bir bina inşa etmeden önce yapılması gereken zemin etüdü çalışmaları olarak değerlendirebiliriz. Bu benzetmeden devam edersek sonraki bölüm olan ‘’yapılması gerekenler’ kısmı ise binanın kaba inşaatının tamamlanması son bölüm ise iç dekor ve süslemelerdir.
Engellenmesi gerekenler
1- Heyecan
2- Güvensizlik
3- Uzun konuşmak
4- Konuyu dağıtmak
5- Sahip olmadığımız ifade yapıları ile konuşmak
6- Diksiyon hataları
7- Beden dili hataları
Heyecan
Heyecan vesvese türünden bir hastalıktır. Heyecanı kısaca bilinçaltının rezil olmaya karşı verdiği bir kırmızı alarm olarak tanımlayabiliriz. Bilinçaltı tarafından verilen bu alarmdan sonra vücutta bazı hormonlar salgılanarak bedenimizi tam istediğimiz gibi kontrol etmemiz engellenir.
Bir diğer değişle heyecan anında bilinçaltından beynimize şöyle bir mesaj verilir
‘Konuşursan rezil olabilirsin konuşmaktan vazgeç ve rezil olmaktan kurtul.’ Bu aslında her insanın fıtratında doğuştan var olan çözüm için kolay yolu tercih etme isteğidir.
Çözümü:
Heyecanı yenmenin tek yolu bilinçaltımıza konuşunca rezil olmayacağımızı kanıtlamaktır. Bunun içinse tek çözüm heyecanlansak da konuşmaya devam etmektir.
Heyecan vesvese türünden bir hastalıktır.biz ona ehemmiyet verdikçe o büyür. Heyecandan kurtulmanın tek yolu ona ehemmiyet vermeden yani heyecanımızı gidermeye çalışmadan konuşmaya devam etmektir. Bu arada birkaç kelimeyi kekeleyerek söyleyiverelim ya da bir iki dakika cümlelerimiz tam istediğimiz gibi ağzımızdan dökülmeyiversin bir zararı olamaz. Biz orada konuşmaya devam ederken bilinçaltımız kısa bir süre içerisinde rezil olmadığımızı anlayacak ve heyecandan kurtulmuş olacağız.
Not: toplum önünde sık sık konuşma yaparsak bilinçaltı artık bunun normal bir şey olduğunu kabullenir ve belli bir süre zarfında nerdeyse tamamen heyecandan kurtulmuş oluruz.
Eğitmeniniz tarafından bu konuda geniş bilgi verilecek.
Güvensizlik
Üç kişi üç kişiyi kendinden emin görmek ister: memur amirini, evlat babayı, talebe öğretmenini.
Toplum önünde konuşma yapmak demek bazı açılardan birincisine ve bazı açılardan da üçüncüsüne tekabül eder. Dinleyiciler, konuşmadan zevk almak için ilk önce konuşmacıda kendinden emin bir tavır görmek isterler.
Bu güven konuşmacının kendi içinde hissetmesi gereken bir şeydir. Güvene sahip olmanın yolları fıtratlara göre değişir ama temel olarak üç ana fıtrat için üç ana yol vardır.
2–3–4 için:
Konuştuklarını karşıdakinin kabul edeceğinden emin olmak.
5–6–7 için:
Konuşacağı konuya tam hâkim olmak.
8–9–1 için:
Konuşacaklarının doğru olduğuna inanmak.
Eğitmeniniz tarafından bu konuda geniş bilgi verilecek.
Uzun konuşmak
Konuşmak zordur ama birçok kişi için dinlemek daha zordur. Bir uyarıcı olmaksızın insanların dikkatini tutabilecekleri azami süre ortalama 20 dk dir.
Konuşma esnasında gereksiz bağlaçların kullanılması da hem uzun konuşmak hem de konuyu dağıtmaktır.
Dinleyicilerin anlamasına yetecek kadar uzun olan en kısa konuşma en iyi konuşmadır.
Konuyu dağıtmak
Konuşma tek bir ana düşünceden bahsetmeli ve bu ana düşünce bir cümle ile ifade edilebilir kısalıkta olmalıdır. Bazı şeyleri açıklamak için konuyu alt birimlere ayırmak gerekse de bunların yine bir bütünlük içinde arz edilebilir olması gerekir. Ve bu alt birimlere ayırma işi mümkün ise konuşmacı tarafından en basit şekilde ifade edilerek yapılmalıdır, çünkü güzel bir konuşmada dinleyicinin konuşma esnasında yapacağı tek şey sadece dinlemek olmalıdır konuları birleştirmek ya da özetlemek konuşmacının yapacağı bir iştir.
Dinleyicileri konuşma esnasında en fazla sıkan konunun dağılmasıdır.
Sahip olmadığımız ifade yapıları ile konuşmak
Kâğıttan okuyarak ya da ezberleyerek konuşanların genellikle güzel konuşamadıklarını görürsünüz. Bunun sebebi konuşma esnasında bilinçaltımızdaki ifade yapılarının devre dışı bırakılmış olmasıdır. Oysaki konuşma zaten %90’ı itibariyle bilinçaltı tarafından kontrol edilen bir eylemdir. Eğer okuduğumuz ya da ezberlediğimiz cümleler bilinçaltımızda kayıtlı değil iseler sahip olmadığımız ifade yapıları ile konuşmaya çalışmış oluruz bu şekildeki bir konuşma konuşmacı tarafından kontrol edilemeyeceğinde ötürü yapılabilecek tek şek dinleyicilere geçmiş olsun demekten ibarettir.
Diksiyon ve beden dili hataları
Diksiyon ve beden dili kötü kullanılmadıkça çok güzel kullanılamaması normal bir konuşma için büyük bir sorun oluşturmaz. Zaten ortama bir insanın diksiyonu ve beden dilini kullanış seviyesi güzel bir konuşma yapmaya yetecek düzeydedir.
Diksiyon ve beden dili ile ilgili konuları ikinci ve üçüncü bölümlerde göreceğiz.
Konuşmada yapılması gerekenler
1- Etkileyici başlayış
2- Konu bütünlüğü
3- Örneklendirme ve destekleme
4- İlgi toplama yöntemleri
5- Mümkün olduğu kadar kısa konuşmak
6- Etkileyici son
Etkileyici başlayış
Güzel bir konuşma yapabilmek için başlangıç ve bitiş cümleleri son derece önemlidir. Konuşmaya etkileyici bir biçimde başlamak dinleyicilerin konuşmayı dinlemeye başladıkları anda ilgilerini çekmek demektir. Dinleyicilerin dikkatini konuşmaya başlarken çekemez iseniz konuşmanızın güzel olması için bunu konuşma anında devamlı bir surette yapmanız lazımdır. Oysaki daha konuşmaya başlarken dinleyicilerin ilgili olmalarını sağlamak size konuşma anında bunu devamlı bir surette yapma zahmetinden kurtarır. Konuşmaya etkileyici başlama şekillerinden birkaç örnek:
Farklı başlayış:
İnsanların dikkatini çekmek demek bir açıdan farklı olmak demektir çünkü yaptığınız başlangıç alışılagelmiş bir tarz ise bunun dikkat çekecek bir tarafı da yoktur. Bu konuda en güzel örnek konuşmaya ‘sayın ….. saygıdeğer…….’ Gibi formalite cümleleri yerine daha değişik ifadelerle başlamaktır.
Öz tarz:
Eğer bir konuşmacının konuşma sanatı konusundaki ustalığı kesret çoğunluk tarafından önceden takdir edilmiş ise bu konuşmacının konuşmaya kendi öz tarzı ile başlaması da ilgi çekici bir başlayış şeklidir.
Konu bütünlüğü
Güzel bir konuşma yapıldığı andan çok sonraları bile hatırlanabilen konuşmadır. Bunun için gereken en önemli özelliklerden birisi konunun bir bütünlük içinde olmasıdır. Çünkü ancak böyle bir konuşma dinleyicilere zevk verir.
Güzel bir konuşma da dinleyiciye düşen tek şey dinlemek olmalıdır, konuyu toplamaya çalışmak konuşmacının yapması gereken bir iştir.
Bazen konuşmalarda birden çok ve birbiriyle doğrudan alakası olmayan konulara değinilmesi gerekebilir.(meclis gurup toplantıları) Burada gereken şey yine de arz edilen her bir konunun kendi içinde bir bütünlük arz ediyor olmasıdır. Fakat bu üslup sadece spesifik yerlerde kullanılabilir. Yoksa bir hatibin en fazla kaçınması gereken şeylerden bir tanesi dağınık konuşmak olmalıdır.
Konuşmamızın bir bütünlük arz ediyor olup olmadığını birkaç şekilde test edebiliriz:
1- Konuşmamızın ana teması bir cümle ile ifade edilebiliyor mu?
2- Konuşmamız bütüncül olarak (ne?) (neden?) (nasıl?) gibi sorulara cevap verebiliyor mu?
Örneklendirme ve destekleme
Örneklendirmeler genel olarak iki temel şey için gereklidir. Birincisi dinleyicilerin konuyu anlamasını kolaylaştırmak, ikinci ise hissiyata hitap ederek anlayışı pekiştirmektir.
Dinlemek madem pek çok kimse için zordur o halde konular kolaylaştırarak anlatılmalıdır. Anlamayı kolaylaştırmanın en güzel yolu örneklendirmektir.
Örnekler gayet açık, net ve konuyu birebir karşılıyor olmalıdır ki anlayışı kolaylaştırmak amacına hizmet etsin aksi halde onlar da laf kalabalığı olur.
Hissiyata hitap etmek için örneklendirmek ise anlattığımız konuyu dinleyicilerin daha önceden kabullendiği ve hissiyatlarını ifade eden bir olay ya da kişi ile özleştirmektir.
Örneğin:
Mehmet Akif’in his dünyasını kabullenmiş bir topluma konuşma yaparken dik ve net duruşumuzu ifade etmek için Akif’in sanma ki uysal koyunum kesilmeye gelir lakin çekilmez boyunum beytini okumak dinleyicilerin his dünyasını ayağa kaldırmak demektir.
İlgi toplama yöntemleri
Ortalama bir insanın dikkatini bir uyarıcı olmaksızın canlı tutabilme süresi yirmi dakika civarındadır. Bu da konuşmayı mümkün olduğu kadar kısa tutmamızı gerektirdiği gibi konuşma esnasında dinleyicilerin dikkatini canlı tutmamızı da gerektirir. Konuşma anında dinleyicilerin dikkatini canlı tutmanın birkaç yolu şöyledir:
Dikkat çekici objeler
Her yirmi dakikalık konuşmada en az dikkat çekici üç şey bulunmalıdır.
Soru cümleleri
Konuşma esnasındaki soru cümleleri dinleyicilerin dikkatini toplu tutmasına yarar.
Göz temasları
Konuşma esnasında dinleyicilerin dikkatini toparlamasına yardımcı olan bir diğer şey ise onlarla ara ara göz teması kurmak ve beden dilini iyi kullanmaktır.
Mümkün olduğu kadar kısa konuşmak
Konuşmayı kısa tutmak özelikle de tadı damakta bırakırcasına konuşmayı tamamlamak her zaman sevilen ve konuşması beklenen bir hatip olmamızı sağlar.
Dinleyicilerin anlamasına yetecek kadar uzun olan en kısa konuşma en iyi konuşmadır.
Etkileyici son
Etkileyici başlayış kadar etkileyici son da çok önemlidir.
Beyin cümleler söylendikten birkaç saniye sonra cümleleri tam olarak anlar. Bu sebeple Konuşma bitirilirken söylenen sözler dinleyicilerin zihninde konuşmanın bittiği verisi ile birlikte algılanır. Konuşma özelikle de hislere hitap eden bir konuşma ise bittiğinde gayri ihtiyari bir şekilde dinleyiciler mutlu olur. İşte tam da bu sebepten ötürü son ses kulakta hoş seda bırakmalıdır.
Güzel konuşmanın püf noktaları(BU KISIM VE KİTABIN DİĞER İKİ ANA BÖLÜMÜ SADECE SEMİNERLERİMİZDE DAĞITILMAKTADIR.)
Hissiyat tekrarı
Hissederek konuşma
Bilinçaltına hitap ederek konuşma (sevk etmek için)